Avrupa Birliği’nin Giriş/Çıkış Sistemi (EES) kapsamında hayata geçirdiği yeni uygulama, Schengen bölgesine seyahatlerde önemli değişiklikleri beraberinde getiriyor. 10 Nisan itibarıyla tam kapasiteyle devreye alınacak sistemin, özellikle havalimanlarında uzun kuyruklara ve ciddi zaman kayıplarına yol açması bekleniyor.
Aslında 2025 yılının Ekim ayından bu yana kademeli olarak uygulanmaya başlanan sistem, birçok Avrupa havalimanında şimdiden yoğunluk oluşturmuş durumda. Bazı yolcuların aktarmalı uçuşlarını kaçırdığı da rapor edilirken, uygulamanın yaygınlaşmasıyla birlikte bu tür aksaklıkların artabileceği öngörülüyor.
Yeni sistemin temel amacı, Schengen bölgesine giriş ve çıkış yapan Avrupa Birliği vatandaşı olmayan yolcuların hareketlerini dijital olarak kayıt altına almak. Bu kapsamda yolcuların biyometrik verileri (parmak izi ve yüz tanıma fotoğrafı) alınarak sistemde saklanıyor ve bölgede kalış süreleri daha sıkı şekilde takip ediliyor.
Ancak pasaport kontrolüne eklenen bu biyometrik işlemler, sınır geçiş sürelerini ciddi ölçüde uzatıyor. Uluslararası Havalimanları Konseyi verilerine göre, sistemin uygulandığı noktalarda işlem sürelerinde yüzde 70’e varan artış gözlemlenirken, bazı havalimanlarında bekleme sürelerinin 3 ila 5 saate kadar çıktığı ifade ediliyor.
Türk vatandaşları açısından süreç daha da dikkat gerektiriyor. Vize başvurusu sırasında zaten biyometrik veri verilmesine rağmen, Schengen girişinde aynı işlemlerin yeniden yapılması zorunlu olacak. Bu durum, özellikle yoğun sezonlarda bekleme sürelerini daha da artıracak.
Uzmanlar, özellikle aktarmalı uçuşlarda riskin arttığına dikkat çekerek yolcuların bağlantı sürelerini daha uzun planlaması gerektiğini vurguluyor. Tek biletle seyahat eden yolcuların belirli hakları bulunsa da, ayrı biletle yapılan seyahatlerde oluşabilecek gecikmeler yolcuların ek maliyetlerle karşılaşmasına neden olabiliyor.
Sektör temsilcileri, yaz sezonuyla birlikte yoğunluğun daha da artacağını öngörürken, yolculara havalimanına daha erken gitmeleri, uçuş planlarını esnek tutmaları ve resmi duyuruları yakından takip etmeleri yönünde uyarılarda bulunuyor.
Yeni sistemle birlikte Avrupa seyahatlerinde dijitalleşme hız kazanırken, operasyonel süreçlerde yaşanacak bu geçiş dönemi, turizm hareketliliği üzerinde doğrudan etkili olacak gibi görünüyor.
