ST Endüstri Radyo’da Çetin Ünsalan’ın Konuğu Yeşim Sarıtaş ”İklim Krizi! 2026 Turizm Sezonu – Dirençten Dönüşüme”

Mesele “zarar gördük ama toparlandık” demek değil. Mesele, “bir daha aynı kırılganlıkla yakalanmayacağız.''

0

🎧 Çetin Ünsalan:
Türkiye son 5 yılda çok büyük depremler ve afetler yaşadı. Özellikle iklim krizleri artık dikkatleri çekmekte. Son bir aydır ise yaşanan sel afetleri var ve bu konuda turizmi ele alarak çok önemli bir konuya değinen Tatil Ajandan Haber Genel Yayın Yönetmeni Yeşim Sarıtaş hattımızda konuğumuz. Sn. Sarıtaş hoş geldiniz. Ege ve Akdeniz’de son zamanlarda yaşanan iklim krizine dayalı seller var. Sizin de bu konuyu ele alarak Dirençten Dönüşüme adlı yazınız var. Çok fazla bu konunun konuşulduğunu da duymuyoruz ama önemli bir konu bu. Turizm sektörü bu tabloyu nasıl okumalı?

 

Yeşim Sarıtaş:
Teşekkür ederim Çetin Bey, hoşbulduk. Ne yazık ki evet şuanki yaşanan kriz çok konuşulmuyor gündemde.

Ege ve Akdeniz Bölgeleri (Şubat 2026)

Mevcut duruma baktığımızda şuan  Şubat 2026’nın ilk yarısında Ege ve Akdeniz coğrafyasında yoğun yağış ve şiddetli sel olayları etkili oldu. İzmir, Aydın, Muğla, Antalya ve Mersin başta olmak üzere birçok ilde dere ve nehir taşkınları, şehir içi su baskınları, altyapı hasarları ve ulaşım aksaklıkları yaşandı. Yağışların etkisiyle barajlarda kontrollü su salımı yapıldı; yerleşim yerleri, yollar ve tarım arazileri sular altında kaldı.

-İzmir’de yoğun yağış sonrasında en az 5 yurttaşın hayatını kaybettiği bildirildi.
Bununla ilgili resmi makamların AFAD / İçişleri Bakanlığı güncellemeleri beklenmekte.

– Birçok yerleşim alanında ev ve iş yeri sular altında kaldı. 314 kişi güvenli bölgelere tahliye edildi.
– Ulaşım hatlarında altyapı hasarları ve heyelan nedeniyle kesintiler yaşandı.

·         Yeşil alanlar, bahçeler ve seralar su altında kaldı,

·         Sebze ve meyve üretim sezonunun başlangıcına denk gelen zararlar, rekolte ve kalite üzerinde baskı yaratabilir,

·         Hasar tespite bağlı sigorta ve destek süreçleri işletilmekte ve yağışlar hala devam etmekte.

Artık afetleri “istisna” değil, yeni gerçeklik olarak kabul etmek zorundayız. Son beş yılda yaşadığımız büyük depremler ve iklim kaynaklı afetler bize şunu gösterdi: Risk artık süreklilik arz ediyor. Ancak dikkat çekici olan nokta şu; afetler çoğunlukla kış sezonunda yaşanıyor. Bu dönem turizm için düşük sezon gibi görünse de aslında yaz sezonunun mutfak hazırlık sürecidir. Yani operasyonel altyapının kurulduğu, tedarik zincirinin şekillendiği, yatırımın yapıldığı dönemdir.

____________________________________________________________________________

🎧 Çetin Ünsalan:
2026 Turizm Sezonu – Dirençten Dönüşümederken biraz açabilir misiniz Sn.Sarıtaş.

 

 Yeşim Sarıtaş:
‘’Dirençten Dönüşüme” derken bir slogan değil, bir paradigma değişimini ifade etmeye çalışıyorum.

Direnç;
– Afetlere, krizlere, ekonomik dalgalanmalara rağmen ayakta kalabilme kapasitesidir.
Son 5 yılda büyük depremler, seller, yangınlar yaşadık. Sektör her defasında toparlandı. Bu dirençtir.
Ama sadece dayanmak sürdürülebilir bir strateji değildir.

Dönüşüm ise;
– Krizlerden ders çıkararak iş modelini yeniden tasarlamak,
– Risk yönetimini operasyonun merkezine almak,
– İç turizmi stratejik güvence olarak konumlandırmak,
– Tedarik zincirini yerelleştirmek,
– Afetlere hazırlıklı altyapı yatırımı yapmak demektir.

Yani mesele “zarar gördük ama toparlandık” demek değil.
Mesele, “bir daha aynı kırılganlıkla yakalanmayacağız” diyebilmektir.

Stratejik anlamı şu:

Direnç = Ayakta kalmak
Dönüşüm = Güçlenerek devam etmek

Kışın Yaşanan Afetler Yaz Sezonunu Nasıl Etkiliyor?

Çetin Ünsalan:
Kış döneminde yaşanan sel gibi afetler yaz sezonu hazırlığındaki otel ve tesisleri nasıl etkiliyor?

Yeşim Sarıtaş:
Etkisi doğrudan ve çok katmanlı.

·         Altyapı zarar görüyor.

·         Tedarik zinciri sekteye uğruyor.

·         Tarımsal üretim zarar görüyor.

·         Personel planlaması ve yatırım takvimi gecikiyor.

Ege ve Akdeniz’de yaşanan seller, yaz sezonuna hazırlanan oteller için sadece fiziksel hasar değil; maliyet artışı, lojistik gecikme ve fiyat baskısı anlamına geliyor. Çünkü yazın servis edilecek ürünün büyük kısmı kışın hazırlanıyor.

Üretici ve Tarım Boyutu

🎧 Çetin Ünsalan:
Sebze, meyve üretimi ve yerel üreticiler açısından tablo nedir?

Yeşim Sarıtaş:
Tarım zarar gördüğünde turizm zincirinin tamamı etkilenir.

Seralar, bahçeler, narenciye alanları zarar gördüğünde:

·         Maliyetler artar,

·         Ürün kalitesi düşebilir,

·         Otellerin satın alma bütçeleri zorlanır.

Turizm sadece konaklama değildir; arkasında dev bir üretim ekosistemi vardır. Kışın yaşanan afetler yazın tabağa yansır.

 

Dış Pazar Riskleri ve İç Turizm

Çetin Ünsalan:
Dış pazar açısından baktığımızda nasıl bir risk var?

 

Yeşim Sarıtaş:
Küresel belirsizlik artık kalıcı.

Her yıl:

·         Bir ülkede savaş,

·         Bir bölgede ekonomik kriz,

·         Bir pazarda siyasi gerilim yaşanabiliyor.

Biz her sezon “Bu yıl hangi ülkeden turist gelecek?” sorusuyla beklerken iç turizmi dışa kaçırıyoruz. Oysa iç turizm bizim sigortamızdır.

Yerli turist, kriz anında destinasyonu ayakta tutan en hızlı refleks gücüdür. Bu stratejik bir bakış meselesidir.

 

İç Turizm 2026’da Nasıl Bir Rol Oynayabilir?

🎧 Çetin Ünsalan:
2026 sezonu için iç turizm nasıl konumlandırılmalı?

 

Yeşim Sarıtaş:
Planlı ve akıllı fiyat politikasıyla.

·         Erken rezervasyonda yerli turiste özel kontenjan,

·         Dinamik fiyatlama ama erişilebilir paketler,

·         Bölgesel kampanyalar,

·         Kamu–özel iş birliği.

Yerli turisti sadece boşluk dolduran değil, stratejik müşteri olarak konumlandırmalıyız.

2026’yı “dirençten dönüşüme” taşıyacak ana kaldıraç iç pazardır.

 

2026 Sezonunun Ana Mesajı

🎧 Çetin Ünsalan:
2026’yı tek cümleyle nasıl tanımlarsınız?

 

Yeşim Sarıtaş:
2026, afetlere rağmen büyüme değil; afetleri yöneterek sürdürülebilirlik yılı olmalı.

Turizm artık sadece doluluk değil, dayanıklılık sektörüdür.
Risk yönetimini sistematik hale getiren, iç turizmi stratejik gören ve tedarik zincirini yerelleştiren işletmeler öne çıkacak.

 

KAPANIŞ MESAJI

🎧 Çetin Ünsalan:
2026 için mesajınız ne olacak?

 

Yeşim Sarıtaş:

2026’da sektör için kritik soru şu:
Sadece yazı kurtarmaya mı çalışacağız, yoksa sistemi daha dayanıklı hale mi getireceğiz?

Eğer iç turizmi bilinçli planlar, afet riskini fiyatlamaya ve planlamaya dahil eder, yerli üreticiyle daha entegre çalışırsak 2026 gerçekten bir kırılma yılı olabilir.

Türkiye güçlü bir turizm ülkesi. Ancak yeni dönemde başarının anahtarı şudur:

Krizlere direnmek yetmez. Krizleri yöneterek dönüşmek gerekir.

İç turizm doğru planlanırsa, 2026 gerçekten “dirençten dönüşüme” dönüşebilir.

Kısacası:
Direnç refleks, dönüşüm stratejidir.
2026’nın farkı bu olacak.

Website |  + posts
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.