İlim Yayma Vakfı “Bölgesel istikrar için bilim diplomasisi” bildirisi açıklandı

0

İlim Yayma Vakfı tarafından çeşitli bilim disiplinlerinde verilen ödül sahibi akademisyenlerin katıldığı 1-3 Mayıs tarihleri arasında yapılan istişare kampı kapsamında ‘Bölgesel istikrar için bilim diplomasisi’ bildirgesi Silivri’de bulunan bir otelde kamuoyuna açıklandı. Programa İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, İlim Yayma Cemiyeti Genel Başkanı Yusuf Tülün, İlim Yayma Ödülleri Ödül Komisyonu Başkanı Prof. Dr. İdris Sarısoy ile 2019, 2021, 2023 ve 2025 İlim Yayma Ödülleri’nde ödül alan akademisyenler Prof. Dr. Özcan Erel, Prof. Dr. Barış Bayram, Prof. Dr. Şener Aktürk, Prof. Dr. İdris Sarısoy, Prof. Dr. Fikrettin Şahin, Prof. Dr. Mehmet Zahmakıran, Prof. Dr. İlyas Kemaloğlu, Prof. Dr. Zekai Şen, Prof. Mustafa Soylak, Doç. Dr. Hümeyra Özturan, Prof. Dr. İbrahim Akduman, Prof. Dr. İlhami Gülçin ve Prof. Dr. Zekeriya Kurşun katıldı. ‘BATI MERKEZLİ ANLAYIŞ KRİZLERİ ÇÖZEMİYOR’ ‘Bölgesel istikrar için bilim diplomasisi’ bildirgesini kamuoyuyla paylaşan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, ‘Gazze’de yaşanan yıkım, bölgesel güvenlik mimarisinin zayıflaması, enerji koridorları üzerindeki baskılar, dış müdahaleler ve uluslararası sistemdeki belirsizlikler bölgemizin barış, güvenlik ve refahını yalnızca dış merkezli yapılara emanet edilemeyeceğini açık bir biçimde göstermektedir. Bu şartlar altında bölge ülkelerinin kendi tarihi, kültürel, ilmi ve medeniyet birikimlerinden hareketle yeni bir işbirliği zemini inşa etmesi taşınılmazdır. Batı merkezli uluslararası düzenin bölgesel krizlere kalıcı çözümler üretmekte zorlandığı bir dönemde Türkiye’nin öncülüğünde yeni bir bölgeselcilik anlayışının geliştirilmesi gerekmektedir. Türkiye İslam medeniyeti mirası, Türk dünyası ile tarihi ve kültürel bağları, modern bilim ve yükseköğretim kapasitesi, savunma sanayindeki gelişimi, diplomatik tecrübesi ve bölgesel kurumlarla kurduğu güçlü ilişkiler sayesinde bu sürecin doğal taşıyıcı aktörlerinden biridir. Bu çerçevede bilim yalnızca teknik bir faaliyet değil aynı zamanda bölge ülkeleri arasında güven inşa eden ortak kavramlar üreten krizleri önlemeye katkı sunan ve uzun vadeli istikrarı destekleyen stratejik bir diploması aracıdır’ dedi. ‘BİLİM ATAŞELİKLERİ KURULMALI’ ‘Bölgesel istikrar için bilim diplomasisi’ bildirgesini önerilerini sıralayan Prof. Dr. Zekeriya Kurşun, ‘ilmi çalışmalar daimi komisyonu kurulmalıdır. Türkiye’nin ilişkili olduğu bölgesel kurumların desteğiyle ülkeler arasında ortak kavram, ortak düşünce ve ortak politika üretimini sağlayacak daimi bir ilmi komisyon kurulmalıdır. Bu komisyon, sosyal bilimler, felsefe, uluslararası ilişkiler, güvenlik, eğitim ve teknoloji alanlarında bölgeye özgü kavramsal çerçeveler geliştirmelidir. Bölge ülkelerinde bilim ataşelikleri oluşturulmalıdır. Büyükelçilikler ve konsoloslar bünyesinde görev yapacak bilim ataşeleri, üniversiteler, araştırma kurumları, bilim insanları ve teknoloji merkezleri arasında bağlantı kurmalı, ortak projeleri teşvik etmeli ve bilimsel gelişmeleri diplomatik işbirliğinin bir parçası haline getirmelidir. Araştırma kurumları arasında kurumsal işbirlikleri arttırılmalıdır. TÜBİTAK, HÜSEN, TÜBA ve benzeri kurumlar ile bölge ülkelerindeki muadil araştırmalar, araştırma kuruluşları arasında ortak fon mekanizmaları, araştırma programları ve çok taraflı bilimsel projeler geliştirilmelidir’ ifadelerini kullandı. ‘BÖLGESEL GÜVENLİK’ Kurşun, ‘Öncelikli alanlarda ortak araştırma merkezleri kurulmalıdır. Üniversiteler arası iş birlikleri güçlendirilmelidir. Bölge üniversitesi arasında ortak lisansüstü programlar, ortak enstitüler, akademisyen değişim programları ve müşterek araştırma projeleri desteklenmelidir. Ortak veri havuzları oluşturulmalıdır. Deprem, enerji, iklim, sağlık, su ve gıda güvenliği gibi alanlarda bölge ülkeleri arasında güvenli, standartlaştırılmış ve erişilebilir ortak veri altyapıları kurulmalıdır. Bu veriler hız yönetimi, erken uyarı sistemleri, bilimsel araştırmalar ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla kullanılmalıdır. Öğrenci değişim programları daha etkili hale getirilmelidir. Mevlana, Orhun ve benzeri değişim programları daha erişilebilir, dengeli ve tematik hale getirilmelidir. Deprem, enerji, sağlık, iklim, su ve gıda güvenliği gibi alanlarda özel öğrenci ve akademisyen hareketliliği programları oluşturulmalıdır. Türkiye’de eğitim alan uluslararası öğrencilerle mezuniyet sonrasında daha güçlü bağlar sürdürülmelidir. Ortak savunma ve güvenlik teknolojileri araştırma ağları kurulmalıdır. Bölge ülkeleri arasında siber güvenlik, insansız sistemler, uydu ve seyir teknolojileri, radar, elektronik harp, stratejik malzemeler ve yapay zekâ destekli güvenlik uygulamaları alanlarında ortak arge ağları kurulmalıdır. Bu süreç bir silahlanma yarışı olarak değil, bölgenin güvenliğini kendi bilimsel ve teknolojik kapasitesi çabası olarak görülmeli’ dedi. ‘YABANCI ÖĞRENCİ SAYISINI 1 MİLYONA ÇIKARTMAK HERKESİN DERDİ OLMALI’ Programda konuşan İlim Yayma Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Necmeddin Bilal Erdoğan, ‘İlim Yayma Ödülleri olarak Türkiye’deki akademik çalışmaların düzeyinin yükseltilmesi için, dünyada içinde bulunduğumuz yarışmada insanlık menfaatine Türkiye’nin daha güçlü bir oyuncu olması için, hem özendirme hem de ödüllendirme, teşvik etme görevimiz olduğunu düşünerek İlim Yayma ödüllerimizi yaklaşık 10 yıldır, 4 ödülden sonra 14 ödülümüzle beraber bugünlere getirdik. Türkiye’de yaklaşık 350 bin yabancı öğrencimiz var. Türkiye bunların sadece 15 binini şu anda burslandırıyor. Geri kalan tamamı kendi imkanlarıyla geliyorlar. Bu işin ekonomisini konuşacak olursak, biraz sığ düşünürsek, bir öğrencinin en az 10 turist kadar ekonomisi olduğunu kabul etmek lazım. Hocalarımızın bahsettiği ülkelerin en parlak öğrencileri Türkiye’ye geliyorlar. Ve gerçekten Türkiye’de başarılı akademik çalışmalar yapıyorlar. Bugüne kadar Amerika’nın veya Batı’nın akademide nasıl beyin göçlerinin merkeze haline geldiğini konuşuyorduysak, şu anda Türkiye bu yola girdi. Dolayısıyla eğer birileri Türkiye’deki uluslararası öğrencilerle ilgili algıları bozmaya, onlara karşı bir kamuoyu oluşturmaya çalışıyorsa, birinki milletimize ihanet ediyor. Veyahut da başka birilerinin maşası olarak hareket ediyor. Bu konuda Türkiye’de uluslararası öğrenci sayısının 1 milyona çok hızlı bir şekilde çıkması bütün milletimizin derdi olmalı. Bu öğrenciler iş insanları kanaat önderleri siyasetçiler, karar vericiler oluyorlar. Bu da Afrika kısmında Türkiye’nin etkinliğini artırıyor. Bunu istemeyenler kimler? Onları da biliyoruz. Türkiye’nin sağlık ve eğitim ile ekonomik olarak en az turizm kadar geliri olabilecek potansiyeli var. Hastane altyapımı, sağlık altyapımız çok güçlü. Eğitim altyapımız, kalitemiz çok güçlü. Bunları bir fırsat olarak görmek gerektiğini düşünüyorum’ açıklamasında bulundu.

Website |  + posts
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.