İran–ABD Gerilimi Turizmi Ekiler mi? Sarıtaş ST Endüstri Radyo’da 2026 Sezonunu Değerlendirdi

0

TatilAjandam Genel Yayın Yönetmeni Yeşim Sarıtaş, ST Endüstri Radyo’da yayınlanan ve gazeteci Çetin Ünsalan’ın hazırlayıp sunduğu İş’te Bunu Konuşalım programına konuk oldu. Programda, uluslararası gündemde konuşulan İran–ABD gerilimi, olası savaş senaryoları ve bu gelişmelerin 2026 turizm sezonuna etkileri kapsamlı şekilde ele alındı.

“Turizm, küresel gelişmelere en hızlı reaksiyon veren sektör”

Programda son günlerde dünya gündeminde yer alan İran ile ABD arasındaki askeri gerilime değinen Sarıtaş, turizm sektörünün küresel gelişmelere en hızlı reaksiyon veren sektörlerden biri olduğunu vurguladı.

Sarıtaş, jeopolitik krizlerin doğrudan turizmle ilgili görünmese de güvenlik algısı üzerinden destinasyon tercihlerini etkileyebildiğini belirterek şunları söyledi:

“Özellikle Doğu Akdeniz bölgesindeki destinasyonlar bu tür gelişmelerden çoğu zaman güvenlik algısı üzerinden etkileniyor. Bu nedenle 2026 turizm sezonunu yalnızca risk perspektifiyle değil, aynı zamanda stratejik fırsatlar açısından da değerlendirmek gerekiyor.”

Turistlerin kararında üç temel kriter

Sarıtaş’a göre turistlerin destinasyon seçerken en çok dikkat ettiği üç temel unsur bulunuyor: güvenlik, ulaşılabilirlik ve deneyim değeri.

Jeopolitik gerilim dönemlerinde en hızlı etkilenen faktörün güvenlik algısı olduğunu belirten Sarıtaş, Türkiye’nin doğrudan çatışmanın tarafı olmamasına rağmen coğrafi konumu nedeniyle zaman zaman bölgesel risk algısı içinde değerlendirilebildiğini ifade etti. Bunun bazı pazarlarda rezervasyon kararlarının ertelenmesine neden olabileceğini söyledi.

“Krizler turizm talebini yok etmez, yönünü değiştirir”

Turizm sektörünün kriz dönemlerinde tamamen durmadığını belirten Sarıtaş, talebin çoğu zaman yön değiştirdiğini ifade etti.

Türkiye açısından iki farklı senaryonun mümkün olduğunu belirten Sarıtaş şöyle konuştu:

  • Bazı pazarlarda kısa vadeli rezervasyon yavaşlaması yaşanabilir.

  • Türkiye’nin güçlü turizm altyapısı, geniş havayolu ağı ve rekabetçi fiyat avantajı sayesinde Akdeniz destinasyonları arasında pozitif ayrışması mümkün olabilir.

Özellikle Avrupa pazarında Türkiye’nin hizmet kalitesi ve konaklama kapasitesi sayesinde talebin tamamen kaybolmasının beklenmediğini belirten Sarıtaş, en fazla kısa süreli bir yavaşlama yaşanabileceğini dile getirdi.

İç turizm kriz dönemlerinde sektörün sigortası

Küresel kriz dönemlerinde turizm sektörünün en güçlü denge mekanizmasının iç turizm olduğunu vurgulayan Sarıtaş, Türkiye’de geçmiş deneyimlerin bunu açık şekilde gösterdiğini söyledi.

Uluslararası belirsizlik arttığında yerli turistin yurtdışı planlarını erteleyerek yurtiçi destinasyonlara yöneldiğini belirten Sarıtaş, özellikle şu alanların öne çıkabileceğini ifade etti:

  • Ege ve Akdeniz kıyıları

  • Doğa ve kamp turizmi

  • Termal turizm

  • Gastronomi rotaları

Fiyat politikası iç turizm için kritik

Son dönemde tartışılan iç turizm fiyatlarına da değinen Sarıtaş, sektörün dengeli ve sürdürülebilir bir fiyat politikası uygulaması gerektiğini vurguladı.

Yerli turistin erişebileceği tatil paketlerinin oluşturulmasının stratejik önem taşıdığını belirten Sarıtaş, aksi durumda iç pazarın sağlayacağı denge mekanizmasının zayıflayabileceğine dikkat çekti.

Hava ulaşımı krizlerden ilk etkilenen alan

Jeopolitik gerilimlerin hava ulaşımını da doğrudan etkileyebileceğini belirten Sarıtaş, hava sahası kısıtlamaları, uzayan uçuş rotaları ve sigorta maliyetlerindeki artışın uçuş fiyatlarını yükseltebileceğini ifade etti.

Ancak Türkiye’nin güçlü havayolu kapasitesi ve geniş uçuş ağı sayesinde tur operatörlerinin alternatif rotalarla operasyonlarını sürdürebildiğini de sözlerine ekledi.

Sektör için dört stratejik öneri

Sarıtaş’a göre turizm sektörünün bu süreçte dört stratejik başlığa odaklanması gerekiyor:

  • Türkiye’nin güvenli bir turizm destinasyonu olduğu uluslararası platformlarda güçlü iletişimle anlatılmalı.

  • Pazar çeşitliliği artırılmalı; Avrupa’nın yanı sıra Balkanlar, Orta Avrupa ve Asya pazarlarına daha fazla odaklanılmalı.

  • Turizm ürün çeşitliliği artırılmalı; kültür, gastronomi ve sürdürülebilir turizm ön plana çıkarılmalı.

  • İç turizmi destekleyen kampanyalar sektörün dengeli büyümesine katkı sağlamalı.

“Türkiye’nin savaşa dahil olma ihtimali düşük”

Programda en çok merak edilen sorulardan biri de olası savaşın Türkiye’ye sıçrayıp sıçramayacağı oldu.

Sarıtaş, mevcut jeopolitik tabloda Türkiye’nin doğrudan askeri bir çatışmanın tarafı olma ihtimalinin düşük olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

“Türkiye diplomatik denge politikası ve bölgesel arabuluculuk rolü sayesinde çoğu zaman krizlerin çözüm tarafında yer almayı tercih ediyor. Ancak modern krizler yalnızca askeri boyutta yaşanmıyor. Enerji fiyatları, ulaşım maliyetleri ve küresel güvenlik algısı gibi dolaylı etkiler turizmi belirli ölçüde etkileyebilir.”

2026 turizm sezonu için umutlu tablo

Programın sonunda 2026 turizm sezonuna ilişkin beklentilerini paylaşan Sarıtaş, Türkiye turizminin geçmişte birçok küresel krizden deneyim kazanarak çıktığını vurguladı.

Sarıtaş, güçlü iç pazar, doğru iletişim stratejileri ve pazar çeşitlendirmesi sayesinde Türkiye’nin 2026 turizm sezonunu dengeli ve güçlü bir performansla tamamlayabileceğine inandığını ifade etti.

Website |  + posts
Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.