Türkiye'den AB İle Vize Serbestisi İçin Yeni Adım

0

İş, eğitim, turizm, aile ziyareti veya ticaret amacıyla Avrupa’ya gitmek isteyen Türk vatandaşları, Schengen vizesi almak için uzun süren başvuru süreçleriyle karşı karşıya kalabiliyor. Randevu bulmak, çok sayıda belge hazırlamak ve vize ücretleri ödemek vatandaşlar açısından önemli bir yük oluşturuyor. Bu nedenle Türkiye’nin AB ile vize serbestisi konusunda attığı her yeni adım, sadece diplomasi açısından değil, milyonlarca vatandaşın günlük hayatı açısından da büyük önem taşıyor. Son dönemde Türkiye’nin, AB’nin vize serbestisi yol haritasında kalan altı kriter konusunda çalışma başlatması, bu açıdan dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

HEDEF, VATANDAŞIN AVRUPA’YA DAHA KOLAY SEYAHAT EDEBİLMESİ

Vize serbestisi denildiğinde temel olarak Türk vatandaşlarının kısa süreli seyahatlerde Schengen ülkelerine vize almadan gidebilmesi hedefleniyor. Ancak bunun gerçekleşmesi için Türkiye’nin yerine getirmesi gereken bir dizi şart bulunuyor. Türkiye ile AB arasında vize serbestisi diyaloğu 2013 yılında başlatılmıştı. Yol haritasında toplam 72 kriter bulunuyor. Türkiye bunların büyük bölümünü yerine getirmiş durumda. Ancak bazı kriterlerin tamamlanması ve AB tarafından değerlendirilmesi gerekiyor. Şimdi gündemde kalan altı kriter bulunuyor. Türkiye’nin bu alanlarda yeni çalışmalar yürütmesi, yıllardır devam eden sürecin yeniden hızlandırılması açısından önemli bir fırsat olarak görülüyor.

Burada vatandaşın beklentisi ise son derece açık: Avrupa’ya seyahat etmek isteyen insanımızın önündeki bürokratik ve mali engellerin azaltılması.

KALAN KRİTERLER NEDEN ÖNEMLİ?

Vize serbestisi sürecindeki kriterler yalnızca pasaport veya seyahat belgeleriyle ilgili değil. Terörle mücadele, kişisel verilerin korunması, yolsuzlukla mücadele, adli iş birliği, geri kabul anlaşmasının uygulanması ve güvenlik gibi birçok farklı alanı kapsıyor. Dolayısıyla bu kriterlerin yerine getirilmesi, sadece Avrupa’ya vizesiz seyahat açısından değil, Türkiye’de hukuk ve kamu yönetimi açısından da önemli sonuçlar doğurabilir. Örneğin kişisel verilerin korunması konusunda Avrupa standartlarına yaklaşılması, vatandaşların özel bilgilerinin daha güvenli biçimde korunmasına katkı sağlayabilir. Yolsuzlukla mücadelede daha güçlü mekanizmaların kurulması ise kamu yönetiminde şeffaflığın artmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle vize serbestisi sürecini yalnızca “Avrupa’ya vizesiz gitmek” şeklinde değerlendirmemek gerekiyor. Süreç aynı zamanda Türkiye’nin Avrupa standartlarıyla uyumunu artırabilecek bir reform alanı olarak görülmeli.

İŞ DÜNYASI DA BEKLİYOR

Vize sorunu yalnızca turistleri ilgilendirmiyor. Türk iş dünyası açısından da ciddi bir mesele söz konusu. Bir iş insanının Avrupa’daki müşterisiyle görüşmesi, fuara katılması, yatırım görüşmesi yapması veya yeni bir pazar araştırması gerçekleştirmesi gerektiğinde vize süreci zaman kaybına neden olabiliyor. Özellikle ihracat yapan küçük ve orta ölçekli işletmeler için bu durum daha da önemli.

Türkiye’nin Avrupa Birliği ile ticari ilişkileri düşünüldüğünde, iş insanlarının ve profesyonellerin daha kolay seyahat edebilmesi ekonomik ilişkilerin gelişmesine de katkı sağlayabilir.

Aynı durum öğrenciler, akademisyenler, sanatçılar ve araştırmacılar için de geçerli. İnsanların ülkeler arasında daha rahat hareket edebilmesi, eğitimden bilime, ticaretten kültüre kadar birçok alanda yeni bağlantılar kurulmasını sağlayabilir.

TURİZMDE DE YENİ BİR DÖNEM BAŞLAYABİLİR

Türkiye’den Avrupa’ya seyahat eden vatandaşların önemli bir bölümü turizm amacı taşıyor. Vize işlemlerinin kolaylaşması, Avrupa ülkelerine yönelik seyahat talebini artırabilir. Ancak burada karşılıklı bir fayda da söz konusu. Türk vatandaşlarının Avrupa’ya daha kolay seyahat edebilmesi kadar Avrupalı turistlerin Türkiye’ye yönelik ilgisinin korunması ve artırılması da önemli.
Türkiye, turizm gelirlerini yükseltmek istiyorsa yalnızca daha fazla turist getirmeye değil, turizm ilişkilerini çeşitlendirmeye de ihtiyaç duyuyor. Avrupa ile ulaşımın, seyahatlerin ve insanlar arası ilişkilerin kolaylaşması bu açıdan Türkiye’nin turizm sektörüne de dolaylı katkı sağlayabilir.

SİYASİ İLİŞKİLER AÇISINDAN DA ÖNEMLİ

Türkiye-AB ilişkileri son yıllarda yalnızca ekonomi ve ticaret üzerinden yürümüyor. Göç, güvenlik, enerji, savunma, ulaştırma ve bölgesel gelişmeler gibi birçok konu iki taraf arasındaki ilişkilerin merkezinde bulunuyor.
Vize serbestisi konusunda ilerleme sağlanması, Türkiye-AB ilişkilerinde karşılıklı güvenin güçlendirilmesine de katkı sağlayabilir. Ancak burada önemli olan, sürecin yalnızca açıklamalarla sınırlı kalmaması. Vatandaşların yıllardır beklediği sonuç, somut biçimde ortaya çıkmalı.

Türkiye’nin kalan altı kriter konusunda çalışma başlatması bu nedenle önemli bir başlangıç. Bundan sonraki aşamada yapılacak düzenlemelerin AB tarafından da hızlı ve objektif biçimde değerlendirilmesi gerekiyor.

VATANDAŞIN BEKLENTİSİ BÜYÜK

Bugün bir Türk vatandaşı Avrupa’ya seyahat etmek istediğinde sadece bilet parasını düşünmüyor. Vize ücreti, seyahat sigortası, otel rezervasyonu, banka hesapları, gelir belgeleri, randevu bulma sorunu ve başvurunun sonucunu bekleme süresi gibi birçok konu gündeme geliyor. Üstelik vize başvurusunun reddedilmesi durumunda yapılan harcamaların önemli bölümü geri alınamıyor.
Bu tablo özellikle gençler, öğrenciler, yeni mezunlar, küçük işletme sahipleri ve düzenli seyahat etmek isteyen vatandaşlar açısından ciddi bir sorun oluşturuyor.

Bu nedenle vize serbestisi konusunda atılacak her adımın vatandaşın hayatını kolaylaştıracak şekilde sonuçlanması gerekiyor.

SADECE VİZE DEĞİL, STANDART MESELESİ

Türkiye açısından asıl önemli nokta, AB’nin belirlediği kriterleri yalnızca vize almak için yerine getirmek değil, bunları Türkiye’nin kendi ihtiyaçları açısından da değerlendirmek. Hukukun üstünlüğü, kişisel verilerin korunması, güvenli seyahat belgeleri, yolsuzlukla mücadele ve adli iş birliği gibi alanlarda yapılacak iyileştirmeler, Türkiye’nin kendi vatandaşlarına da doğrudan fayda sağlayacaktır. Dolayısıyla vize serbestisi sürecini bir “Brüksel’in istediği şartları yerine getirme” meselesinden daha geniş görmek gerekiyor. Türkiye’nin daha güvenli, daha şeffaf ve vatandaşın haklarını daha güçlü koruyan bir sisteme ulaşması açısından da bu süreç değerlendirilebilir.

ARTIK SOMUT SONUÇ BEKLENİYOR

Türkiye’nin AB ile vize serbestisi konusunda kalan altı kriter için çalışma başlatması, uzun süredir devam eden sürecin yeniden hareketlenmesi açısından umut verici. Fakat vatandaşın beklentisi artık yeni açıklamalar değil, somut sonuç. Türkiye’nin gerekli düzenlemeleri yapması kadar AB’nin de sürece yapıcı yaklaşması ve yerine getirilen kriterleri objektif biçimde değerlendirmesi gerekiyor. Çünkü konu yalnızca diplomatik bir dosya değil; öğrencinin eğitimine, iş insanının ticaretine, ailenin seyahatine, turistin tatiline ve gençlerin Avrupa’yı görme hayaline doğrudan dokunan bir mesele. Türkiye ile Avrupa arasındaki ilişkilerde yeni bir sayfa açılacaksa bunun en görünür sonuçlarından biri, insanların birbirlerinin ülkelerine daha kolay seyahat edebilmesi olmalı.
Vize duvarlarının azaltılması, sadece pasaport kontrolündeki bir kolaylık değildir. Aynı zamanda ticaretin, turizmin, eğitimin, kültürün ve insan ilişkilerinin önünü açan bir adımdır.

Bu nedenle Türkiye’nin kalan altı kriter konusunda başlattığı çalışma dikkatle takip edilmeli. Eğer süreç doğru yönetilir ve iki taraf da gerekli adımları atarsa, yıllardır vatandaşların gündeminde olan vizesiz Avrupa hedefi için önemli bir mesafe alınabilir.
Kaynak: Euronews
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.