Türkiye Sağlık Turizminde Yeni Dönem: Hedef Daha Fazla Hasta Değil, Daha Fazla Güven

0

İnsanlar tatil yapmak, dinlenmek veya yeni ülkeler görmek kadar, sağlık hizmetlerinden yararlanmak için de başka ülkelere gitmeye başladı. İşte bu yeni turizm alanına sağlık turizmi adı veriliyor. Türkiye ise sahip olduğu hastaneler, doktorları, sağlık altyapısı, coğrafi konumu ve uygun maliyet avantajıyla sağlık turizminde önemli ülkelerden biri olma potansiyeline sahip.
Sağlık turizminin temelinde, insanların kendi ülkelerinde pahalı, uzun süre beklemeli veya ulaşılması zor olan bazı sağlık hizmetlerini başka ülkelerde daha hızlı ve uygun şartlarda alabilmesi yatıyor. Estetik operasyonlardan diş tedavilerine, göz ameliyatlarından saç ekimine, ortopediden rehabilitasyona kadar çok geniş bir alan söz konusu. Son yıllarda bu alanlara termal turizm, yaşlı bakımı ve ileri tıbbi tedaviler de ekleniyor.

Tedavi İle Birlikte Tarihi ve Turistik Yerler de Geziliyor

Türkiye’nin sağlık turizmindeki en büyük avantajlarından biri, sağlık hizmetleri ile turizmi aynı pakette sunabilme imkânı. Avrupa’dan, Orta Doğu’dan, Balkanlar’dan, Türk Cumhuriyetlerinden ve dünyanın farklı bölgelerinden gelen hastalar, tedavilerinin yanı sıra Türkiye’nin tarihi ve turistik zenginliklerinden de yararlanabiliyor. İstanbul, Antalya, İzmir, Ankara ve Bursa gibi şehirler bu açıdan önemli merkezler haline geliyor.

Ancak sağlık turizmini yalnızca yabancı hastaların Türkiye’ye gelmesi olarak görmek yanlış olur. Bu sektörün arkasında büyük bir ekonomik zincir bulunuyor. Hastanın hastaneye ulaşmasından konaklamasına, havaalanı transferinden tercümanlık hizmetlerine, ilaç ve tıbbi malzemeden sigortaya kadar çok sayıda sektör sağlık turizminden gelir elde ediyor. Dolayısıyla sağlık turizmi, sağlık sektörünün yanı sıra ulaşım, konaklama, yeme-içme, hizmetler ve istihdam açısından da ekonomik hareketlilik oluşturuyor.

Reklam İle Gerçek Arasındaki Fark

Burada dikkat edilmesi gereken en önemli konu ise kalite ve güven. Sağlık hizmeti sıradan bir turizm hizmeti değildir. İnsanlar sağlıklarını emanet ederek başka bir ülkeye geliyor. Bu nedenle yapılacak küçük bir hata bile yalnızca bir hastayı değil, ülkenin sağlık turizmi itibarını etkileyebilir. Bu nedenle sağlık kuruluşlarının uluslararası standartlara uygun çalışması, hekimlerin uzmanlıklarının doğru biçimde tanıtılması ve hastalara tedavi öncesinde açık ve doğru bilgi verilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle internet ve sosyal medya çağında sağlık turizmi açısından reklam ile gerçek hizmet arasındaki farkın iyi denetlenmesi gerekiyor. Hastalara gerçekte verilemeyecek sonuçların vaat edilmesi, aşırı fiyat rekabeti veya yalnızca müşteri kazanmak amacıyla yapılan yanıltıcı tanıtımlar sektörün geleceğine zarar verebilir. Sağlık turizmi kısa vadeli kazanç anlayışıyla değil, uzun vadeli güven anlayışıyla büyütülmelidir.

Tedavi Sonrası Takip

Bir başka önemli konu da hastanın Türkiye’ye gelmeden önce ve tedavi sonrasında yaşayacağı süreçtir. Yabancı bir hasta için dil sorunu, ulaşım, konaklama, sağlık kayıtları, ödeme işlemleri ve tedavi sonrası takip gibi konular büyük önem taşır. Bu nedenle sağlık turizminde yalnızca iyi bir hastane yeterli değildir. Hastanın ülkesinden ayrıldığı andan itibaren Türkiye’deki işlemlerinin tamamlanmasına kadar profesyonel bir organizasyon kurulması gerekir.
Türkiye açısından sağlık turizminin bir başka avantajı da coğrafi konumudur. Üç kıtanın kesişme noktasında bulunan Türkiye, Avrupa, Asya, Orta Doğu ve Afrika’daki milyonlarca insana ulaşabilecek bir konuma sahiptir. İstanbul gibi uluslararası ulaşım merkezlerinin bulunması da bu avantajı güçlendirmektedir.

Fakat hedef yalnızca daha fazla hasta getirmek olmamalıdır. Asıl hedef, daha kaliteli sağlık hizmeti sunarak dünyanın güvenilir sağlık merkezlerinden biri haline gelmek olmalıdır. Bunun için sağlık personelinin yabancı dil eğitiminden uluslararası akreditasyona, hasta haklarından veri güvenliğine kadar birçok alanda standartların yükseltilmesi gerekiyor. Sağlık turizmi aynı zamanda Türkiye’nin hizmet ihracatını artırabilecek önemli alanlardan biridir. Ülkeye gelen yabancı hasta, sağlık hizmeti satın alarak Türkiye’ye döviz kazandırıyor. Bu nedenle sağlık turizmi, mal ihracatı kadar olmasa da hizmet ihracatının önemli bir parçası olarak değerlendirilmeli ve uzun vadeli ekonomik planlamalarda daha fazla dikkate alınmalıdır.

Hedef Daha Fazla Hasta Değil

Sonuç olarak sağlık turizmi, Türkiye’nin önünde duran önemli ekonomik ve sosyal fırsatlardan biridir. Ancak bu fırsatın kalıcı bir başarıya dönüşmesi için sayıdan çok kaliteye, hızlı kazançtan çok güvene ve reklamlardan çok gerçek hizmet başarısına önem verilmesi gerekiyor. Türkiye’nin hedefi sadece “daha fazla yabancı hasta getiren ülke” olmak değil, “sağlık hizmeti almak isteyen insanların güvenerek tercih ettiği ülke” olmak olmalıdır. Çünkü sağlık turizminde en değerli reklam, memnun ayrılan hastanın ülkesine döndüğünde Türkiye’yi tavsiye etmesidir. Güven kazanıldığında sağlık turizmi büyür; güven kaybedildiğinde ise en güçlü hastaneler ve en büyük reklam kampanyaları bile yeterli olmaz.

Bu nedenle sağlık turizmine yalnızca bir turizm çeşidi olarak değil, sağlık, ekonomi, istihdam, teknoloji ve uluslararası hizmet ihracatını bir araya getiren stratejik bir sektör olarak bakmak gerekiyor. Türkiye bunu doğru politikalarla başarabilirse sağlık turizmi, önümüzdeki yıllarda ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlayan güçlü bir sektör haline gelebilir.
ZAFER ÖZCİVAN
Ekonomist-Yazar
Zaferozcivan59@gmail.com

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.